Hafta içi 09.00 – 18.00

Hekimin Tazminat Sorumluluğu

GİRİŞ

Çalışmanın ilk bölümünde sağlık sisteminin en önemli aktörlerinden olan hekimlerin hukuki sorumluluklarının üzerinde durulacaktır. Hekimlerin, işlerini yaparken yaptıkları işin doğası nedeniyle gerek idari gerek cezai gerekse de hukuki sorumluluk altına girmeleri doğaldır. Bu sorumluluk türleri kendi aralarında kategorize edilir. Ancak, bu çalışmanın asıl konusu hekimlerin tazminat sorumluğu oluşturmaktadır. Öncelikle, hukuki sorumluluk boyutunda hekimin tazminat sorumluluğunun dogması için mevcut olması gereken unsurlar incelenecektir ardından tazminat sorumluluğu kendi içerisinde maddi ve manevi tazminat olarak iki ayaklı bir şekilde incelenecektir. Maddi tazminat ise cismani zarar ( bedensel) veya ölüm sonucu çerçevesinde şekillenecektir. Hekimin hukuki olarak tazminata mahkûm edilebilmesi, kısaca sorumluluğun doğabilmesi için öncelikle sözleşmeden doğan sorumluluk, haksız fiil sorumluluğu, vekaletsiz iş görmeden doğan sorumluluk ya da sözleşme görüşmelerinden doğan bir sorumluluğunun bulunması gerekir.

Birinci Bölüm

Hekimin Sorumlulukları

1.1 Genel Olarak

Hekimlerin yapmış oldukları tıbbi müdahaleler gereği bazı durumlarda gerek idari gerek cezai gerekse de hukuki sorumluluk altına girebilmeleri mümkündür. Hekimlerin yapmış olduğu tıbbi müdahaleler her ne kadar da hastaları tedavi etmeye ve onların daha da iyi olmasını amaçlasa dahi bazı durumlarda, hastaların daha ağırlaşması, uzuv kaybı ve hastanın ölümüyle karşılaşılabilir. İşte bu noktada hekimlerin sorumluluğu gündeme gelecektir. Mevzuatımızda hekimlerin hukuki (tazminat sorumluluğuyla) alakalı bir özel düzenleneme bulunmamaktadır. Fakat, hekimlerin sorumluluklarının genelde; haksız fiil sorumluluğu, vekaletsiz iş görme sorumluluğu ve sözleşmesel sorumluluk çerçevesinde ortaya çıktığını görürüz. Başka bir deyişle, hekimlerin hukuki sorumluluğuna ilişkin özel bir düzenleme olmasa dahi genel hükümler çerçevesinde Türk Medeni Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu kapsamında sorumluluklarını belirleriz.

Hekimlerin sorumluluğunun kapsamı ve tazminat miktarı belirlenirken, hasta ile hekim ve hekim ile hastane arasındaki ilişki, hekimin kusuru, zarar görenin kusuru ve aynı zamanda üçüncü kişinin kusuru da dikkate alınmak zorundadır. Bu noktada, yapılan tıbbi müdahale, müdahaleyi yapan hekim ile hastanın arasındaki ilişki, hekim, hasta ve üçüncü kişinin kusuru çerçevesinde sorumluluk şekillenecektir. Bu halde, hekim tarafından yapılan tıbbi müdahalenin hastanın rızasını alarak yapılmış olması gerekir rızası alınmadan onun yararına da olsa yapılan müdahale hukuka aykırıdır. Meğerki, yapılan müdahale bir hukuka uygunluk sebebine dayanmasın. Bu nedenle rızanın alınamadığı hallerden biri mevcutsa, yapılan müdahale de hukuka uygunluk hallerinin varlığının mevcut olmasından dolayı yapılmışsa, bu müdahale hukuka uygundur. Hukuka uygunluk sebepleri Türk Borçlar Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’nun ilgili bölümlerinde sayılmışlardır. Bu sebeplere; ilgilinin rızası, daha üstün nitelikte kamusal veya özel yarar ve kanunun verdiği yetkinin kullanılması örnek gösterilebilir. Bu nedenle yapılan tıbbi müdahalenin rızaya dayalı veya hukuka uygunluk sebepleri çerçevesinde yapılması, tedavi amaçlı yapılması ve tıp bilimi kurallarına uygun olarak yapılması gerekecektir. bu hususlara uyulmadığı zaman veya uyulmasına rağmen kusur sonucunda bir zarar meydana gelecek olursa hekimin tazminat sorumluluğuna gidilecektir.

2.1 Hekimin Tazminat Sorumluluğu

Hekimlerin, hata, ihmal sonucu yapmış oldukları kusurlu fiillerinden sorumlu olacakları açıktır. Bu fiiller sonucunda, cezai, hukuki ve idari sorumlulukları doğabilir. Hekimin tazminat sorumluluğunu, haksız fiil, vekaletsiz iş görme ve sözleşmesel sorumluluktan kaynaklanmaktadır. Burada ikili bir ayrım yapmak gerekir. Hekim ile hasta arasında bir sözleşme ilişkisi varsa sözleşmeden doğan sorumluluk sebebiyle tazminat sorumluluğu gündeme gelecekken, hekim ile hasta arasında bir akdi ilişki yok ise bu halde haksız fiil ve vekaletsiz iş görme hükümleri çerçevesinde sorumluluk karşımıza çıkacaktır. Sözleşmesel sorumluluk ile diğer sorumluluk türleri arasındaki en önemli fark zamanaşımı ve ispat yükü noktasında olur. Hekimin tazminat sorumluluğu mevzuatımızda özel olarak düzenlenmediği halde genel hükümlerden yola çıkarak hekim yapmış olduğu tıbbi müdahaleden sorumlu olacaktır. Bu itibarla, hekimin tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için bazı unsurlar aranmaktadır. Bu unsurlar, hukuka aykırılık, kusur, zarar ve illiyet bağı olarak karşımıza çıkmaktadır. Hekimin tazminat sorumluluğuna yol açan en temel unsur kusur sorumluluğudur. Bu minvalde, hekim hata, ihmal ve kasten yapmış olduğu kusuru davranışlar sonucunda zarara yol açmışsa bu zarardan tazminat sorumluluğunun diğer unsurlarının da bulunması şartıyla sorumlu olacaktır. Hekimin, yapmış olduğu tıbbi müdahale sonucunda verdiği zararı tazmin etmekle yükümlüdür. Bu zararlar dolayısıyla gerek maddi gerek manevi tazminat sorumluluğu ortaya çıkabilir. hasta veya yakınlarının malvarlığı değerlerindeki azalmalar maddi tazminat olarak karşımıza çıkarken hasta veya yakınlarının da kişilik haklarında meydana gelen zararlar ise manevi tazminat sorumluluğunu doğuracaktır. Ne var ki, Zarar ortaya çıkmış olsun. Zarar ortaya çıkmamışsa tazminat sorumluluğundan bahsedilemez.

2.1.1 Tazminat Sorumluluğunun Unsurları

2.1.1.1 Hukuka Aykırılık

Hekimin, hukuka aykırı davranışı sözleşme ilişkisinden, haksız fiilden ve vekaletsiz iş görmeden kaynaklanabilir. Kişinin, beden bütünlüğü hakkı kişilik hakkına doğrudan doğruya bağlı olan bir mutlak haktır. Mutlak haklar, doğası gereği herkese karşı ileri sürülebilen nitelikte haklardır. Dolayısıyla, kişinin rızası olmadan menfaatine bile olsa beden bütünlüğüne dokunulamaz. Hekimin, hastanın menfaatine de olsa yukarıda da belirttiğimiz üzere tıbbi müdahalesi hukuka aykırıdır. Meğerki, müdahale hukuka uygunluk sebebinden ileri gelmiş olmasın. Bu halde, yapılmış olan müdahale rıza olmasa dahi hukuka uygun hale gelecektir. Bu sebeplere; üstün nitelikte kamusal ve özel yarar ve kanundan doğan yetkinin kullanılması örnek verilebilir. Kişinin vücut bütünlüğü üzerindeki hakkı kişilik haklarına dahil olsa ve mutlak hak niteliğinde olsa dahi, kişinin rızası her türlü müdahaleyi hukuka uygun kılmayacaktır. Bu nedenle, kişinin rızası kamu düzenine, ahlaka ve adaba uygun olması gerekmektedir. aksi takdirde rıza olsa bile hükümsüz olacağı için hukuka aykırılık meydana gelecektir. Fakat, hukuka aykırı olmasına rağmen verilen rızanın tazminattan indirim sebebi olacağını söylememiz gerekir.

2.2.1.2 Kusur

Hekimin, tazminat sorumluluğunun doğabilmesinin ikinci şartı da kusurdur. Kusur sorumluluk hukuku bakımından hoş görülmeyen kınan davranış şeklidir. Hekimlerin, hata ve ihmal sonucu yapmış oldukları kusurlu fiillerinden sorumlu olacakları açıktır. Bu nedenle, kusur tazminat sorumluluğuna gidilebilmesinin önemli bir unsurudur. Bununla birlikte tazimat miktarının belirlenebilmesi noktasında kusurun ağırlığı, zarar görenin kusuru ve üçüncü kişinin kusuru da dikkate alındığı için sorumluluğun önemli unsurlarındandır. Dolayısıyla, kusurun belirlenmesinde birçok parametre bulunmaktadır. kusuru kendi içerisinde kast ve ihmal olarak ayırmamız mümkündür. İhmal, hekimin dikkat ve özen eksikliği sebebiyle istenmeyen bir sonucun ortaya çıkması olarak tanımlanabiliyorken, kast ise yapılan eylemin istenerek yapılması sonucun kabul edilmesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Olası kast ise sonucun istenmemesine rağmen ne olursa olsun düşüncesiyle hareket etmek başka bir deyişle zımnen sonucu kabul etmektir. Örneğin, hastanın ameliyat sırasında içiresinde gazlı bez unutulması ihmale örnek olarak verilebilir. Kastta ise örnek vermek gerekirse hastanın gerek olmamasına rağmen tedavinin bilerek uzatılması, fazla ücret alma amacıyla ameliyat edilmesi örnek verilebilir.

2.1.1.3 Zarar

Zarar, hekimin yapmış olduğu ihmal, hata veya kastı sebebiyle ortaya çıkmış kusurlu davranışın sonucudur. Zira, zararın bulunmadığı yerde tazmin yükümlülüğü söz konusu olmayacaktır. Zarar kendi içerisinde ikiye ayrılmaktadır. dar anlamda zarar ve geniş anlamda zarar olmak üzere. Dar anlamda zararı sadece malvarlığı değerlerinde meydana gelen azalma olarak tanımlayabiliyorken, geniş anlamda kusuru hem malvarlığı değerlerindeki azalma hem de kişilik haklarında oluşan zararı içine alan bir kavramdır. Kısaca, geniş anlamda zarar kavramının içerisine malvarlığında olan azalma ‘’ maddi zarar’’ ve kişilik hakların oluşan zarar ‘’ manevi zarar’’ olarak ifade edilmektedir.

A. Maddi Zarar

Maddi zarar, doğrudan doğruya kişilerin malvarlığında meydana gelen azalmalardır. Hekimin, tıbbi müdahalesi sonucu hasta zarar gören sıfatıyla maddi zarar kalemlerini ispatlayabildiği fiili zarar ve yoksun kalınan kazanç kaybını isteyebilir. Bu zarar kalemlerine örnek vermek gerekirse; tedavi giderleri, kısmen veya tamamen çalışma gücü kaybı, hastanın ölmesi sebebiyle destekten yoksun kalma ve cenaze giderlerinden kusurlu davranışıyla bu zararlar örnek gösterilebilir. Tazminat genel de doğrudan doğruya zarar görene ödeenir. Ancak, zarar görenin ölümü üzerine ailesine destekten yoksun kalma tazminatı ve zarar görenin bir yakınının da manevi zarar gördüğünün ispatlanması şartıyla tazminata hükmedilebilir. Tazminat miktarının, gerçek zararın tam anlamıyla belirlenebilmesi zor bir durumdur. Somut olayın özellikleri de dikkate alınmak koşuluyla hâkim tazminatın miktarını belirleyecektir.

B. Manevi Zararlar

Manevi zararlar, hastanın kişilik haklarını ve değerlerini etkileyen eylemler sonucu uğranılan zarar olarak karşımıza çıkar. Manevi zararlar şahıs varlığında zarara dolayısıyla ‘’ruhsal zedelenmeye’’ yol açar. Tıbbi müdahale çerçevesinde kusurlu olarak yapılan hem fiziksel hem de psikolojik müdahaleler bedensel bütünlüğün ihlali anlamına gelir. Bu nedenle, Kusurlu tıbbi müdahale sonucunda, hastanın yaşama istek ve sevincinde, psikolojik sağlığında bir zarar meydana gelmişse ise hekim manevi tazminat sorumluluğu altındadır. Manevi tazminat miktarının belirlenirken, tarafların sosyo-ekonomik durumu, hekimin yapmış olduğu eylemin kişide oluşturduğu manevi zararın boyutu, giderilip giderilemeyeceği, karşı tarafın kusuru önem taşımaktadır.

2.1.1.4 İlliyet Bağı

Tazminat sorumluluğunun doğabilmesi için gereken son koşul illiyet bağıdır. Hekimin yapmış olduğu eylem ile ortaya çıkan zarar arasında uygun nedensellik bağının kurulabilmesi gerekir. İlliyet bağı, kusurlu davranış ile zararı birbirine bağlayan bir kavramdır. Zira hekimin yapmış olduğu eylem ile zarar arasında doğrudan bir bağ olması gerekir. Bu nedenle, illiyet bağının hiç kurulamadığı veya nedensellik bağını etkileyen zorlayıcı sebepler (mücbir neden), üçüncü kişinin kusuru, zarar görenin ağır kusuru varsa ve bu nedenle nedensellik bağının kesildiği veya yeni nedensel serilerin eklendiği zaman hekimin tazminat sorumluluğundan söz edilemez. Hekimin, müdahalesi sonucu zarara uğrayan hastanın uygun illiyet bağını ispatlaması gerekmektedir. dolayısıyla, hastanın hekimin yapmış olduğu eylem ile zarar arasında uygun illiyet bağını ispatlayamadığı durumlarda hekimin tazminat sorumluluğuna gidilemez.

2.2 Zamanaşımı

Zamanaşımı, belli bir sürecin geçemesini ve bu süre sonucunda borçlunun ifadan kaçınma hakkını kazanmasını ifade eder. Türk Borçlar Kanunun 72. Maddesi maddi ve manevi tazminat talepleri için zamanaşımı süresini öngörmüştür. Bu madde uyarınca, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü ögrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve her halde on yıldır. Dolayısıyla, zarar gören tazminat davasını iki ayaklı bir süre içerisinde açması gerekir. Zararı ve zarar vereni ögrendikten itibaren iki yıl ve her halde on yıl olmak üzere. Ancak, hekimin, yapmış olduğu eylem ayrı bir cezai sorumluluk gerektiriyorsa ve Türk Ceza Kanununda eylemin sebep olduğu suç tipi için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörülmüşse artık tazminat sorumluluğu kapsamındaki zamanaşımı da Türk Ceza Kanununda düzenlenen süre dikkate alınarak belirlenecektir.

SONUÇ

Hekimler, yaptıkları iş gereği tıbbi müdahalelerde bulunurlar. Bu müdahalelerin amacı tedavi etmek, iyileştirmek olsa bile bazen umulan sonuçla karşılaşılmaz. Hasta, daha da ağırlaşabilir, tedavi başka komplikasyonlara sebep olabilir veya tıbbi müdahale sonucunda ölüm gerçekleşebilir. İşte bu durumda, hekimlerin sorumlulukları doğacaktır. Hekimler, yapmış oldukları kusurlu müdahalelerin sonucunda olan zararlardan sorumlu olacaklardır. Sorumluluk yukarıda da anlattığımız üzere üç ayaklıdır. Bu çalışma özelinde hekimlerin hukuki (tazminat) sorumluğunu incelendi. Sorumluluk incelenirken sorumluluğun sözleşme ilişkisinden veya sözleşme ilişkisi yoksa haksız fiil, vekaletsiz iş görme çerçevesinde şekillendiğini bahsettik. Bu itibarla hekimlerin tazminat sorumluluğunun dogması için öncelikli olarak objektif şartımız hukuka aykırı müdahaleydi. Kişinin, beden bütünlüğü hakkı kişilik hakkına doğrudan doğruya bağlı olan bir mutlak haktır. Mutlak haklar, doğası gereği herkese karşı ileri sürülebilen nitelikte haklar olduğundan bahsetmiştik. Dolayısıyla, kişinin rızası olmadan menfaatine bile olsa beden bütünlüğüne dokunulamaz. Hekim, hastanın menfaatine de olsa yukarıda dediğimiz gibi hekimin tıbbi müdahalesi hukuka aykırıdır. Meğerki, hukuka uygunluk sebebinden dolayı olmasın. İkinci unsur hekimin yapmış olduğu eylemin kendi kusurlu davranışından meydana gelmesiydi. Kusur kendi içerisinde ihmal ve kast olarak ikiye ayrılmaktadır. İhmal de kendi içerisinde hafif ihmal ve ağır ihmal olarak ikiye ayrılır. İhmal, hekimin dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı olarak eylemde bulunmasıdır. Kast ise yapılan eylemin sonucunun bilerek ve istenerek hareket edilmesidir. Tazminatın belirlenmesinde kusurun türü ve derecesi de önem arz etmektedir. Hukuka aykırı ve kusurlu eylem sonucunda hekimin tazminat sorumluluğuna hükmedilebilmesi için zararın meydana gelmesi gerekir. Hekimin, tıbbi müdahalesi sonucunda gerek maddi gerek manevi bir zararın meydana gelmesi gerekmektedir. sorumluluğun son unsuru ise yapılan kusurlu eylem ile ortaya çıkan zarar arasında uygun illiyet bağıdır. İlliyet bağı, hekimin yapmış olduğu eylem sonucunda ortaya çıkan bu zararı birbirine bağlayan bir kavramdır. Bu nedenle, illiyet bağı kesilirse yahut hiç tespit edilemezse bu takdirde sorumluluğa gidilebilmesi mümkün değildir. Bu itibarla, illiyet bağı mevcut olmakla beraber üçüncü kişinin kusuru, zarar görenin ağır kusuru ve dış etkenlerin illiyet bağına zarar verdiği durumlarda illiyet bağının tespiti önem taşıdığı gibi bu nedenlerin illiyet bağını kopardığı durumlarda söz konusu sorumluluğa gidilmesi mümkün değildir.

KAYNAKÇA

EREN, FİKRET, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, (24.Baskı), Ankara Yetkin Yayınevi, 2019.

OĞUZMAN, M. KEMAL; ÖZ, TURGUT, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, c.1,( Güncellenip genişletilmiş 17. Baskı), İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2019.

NOMER, HALUK NAMİ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Bası, Beta Yayın evi, İstanbul, 2023.

YENİDÜNYA, AYSU, Hekimin Tıbbi Müdahaleden Kaynaklanan Tazminat Sorumluluğu, Yeditepe Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, 2023.

ÖZDEMİR, HAYRUNNİSA, Hekimin Hukuki Sorumluluğu, Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Dergisi, C. XI, S. 1, 2016

YAVUZ İPEKYÜZ, Filiz, Hekimlerin Tazminat Sorumluluğu, Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt: 20, Sayı: 33, sayfa 20., Yıl: 2015

ÇEVRİMİÇİ KAYNAKLAR

https://dergipark.org.tr/tr/

https://www.lexpera.com.tr/

https://www.corpus.com.tr/

https://www.mevzuat.gov.tr/

Bize Ulaşın

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Durumunuza özel değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın
Bizi Arayın
E-posta Gönderin
Ofisimiz
Ahievran Mahallesi, Mehmet Ali Yapıcı Bulvarı, No: 16, Merkez / Kırşehir