Hafta içi 09.00 – 18.00

Simsarlık Ücreti

GİRİŞ

Simsarlık sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 520 ilâ 525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Simsarlık sözleşmesinin, günümüzde tarafların sözleşme akdetmesini kolaylaştırması dolayısıyla önemi büyüktür. Özellikle, türü fark etmeksizin bir sözleşme yapmak isteyen kişiler gerek farklı bölgelerde yaşamaları gerek aynı dili konuşmamaları yahut birbirlerinin varlıklarından ve isteklerinden haberdar olmamaları dolayısıyla sözleşme yapamayabilirler. Bu gibi hallerde simsarlık kurumunun ortaya çıkması gerekliliği hasıl olabilir. Zira, günlük hayatta da simsarlık kurumuyla sık sık karşılaşırız. Simsarlar sözleşmenin tarafları arasındaki bağlantı sorununu gidererek onlara sözleşme akdetmesi için gerekli ortamı hazırlarlar. Simsarlık sözleşmesi, müvekkil ( iş sahibi ) ile simsar arasında kurulmaktadır. Simsar, iş sahibi ile üçüncü kişi arasında sözleşme kurulmasını sağlamak gayesiyle gerekli araştırmaları yapar, sözleşme imzalanması için üçüncü kişiyle görüşmeleri sürdürür ve ilişkileri yürütür. Simsarlık sözleşmesinin tarafı simsar ve iş sahibidir. Fakat, simsarın aracı olduğu esas sözleşmenin tarafı ise iş sahibi ile üçüncü kişidir. Simsarın bu sözleşme ile ilgili tek dahili sözleşmenin kurulması için yapmış olduğu aracılıktır. İş sahibi ile üçüncü kişi arasında sözleşmenin imzalanmasıyla birlikte simsarlık ücretine hak kazanır.

Bu çalışmanın konusunu simsarlık ücreti oluşturmaktadır. Öncelikle, simsarlık sözleşmesi üzerinde genel olarak durulacaktır. Bu sözleşmenin unsurları, şekli ve tabi olduğu hükümler incelenecektir. Çalışmanın odağını ise simsarlık ücreti oluşturacak, ardından çalışma sona erdirilecektir.

1.2 Simsarlık Sözleşmesi

1.2.1 Genel Olarak

Taraflar kendi özgür iradeleriyle herhangi bir sözleşme oluşturabilirler. Sözleşme, bir hukuki işlem türüdür. Hukuki işlem ise bir veya birden fazla kimsenin hukuki bir sonuç doğurmaya yönelmiş irade beyanlarıdır. Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile oluşan hukuki işlemdir. Taraflar sözleşme ilişkisini kurucu unsurları mevcut ve geçerlilik koşullarına uygun şekilde kurmuşlar ise sözleşmeler her iki tarafı da bağlamaktadır. Eski BK. m. 1’de geçen iki taraf ibaresi yeni Borçlar Kanunumuzun yürürlüğe girmesiyle birlikte kaldırılmış ve taraflar ibaresi kullanılmıştır. Temel sözleşme tanımına bakıldığı zaman sözleşmenin kural olarak iki tarafının olduğu ancak, bazı hallerde örneğin; ortaklık kurmaya yönelik şirket sözleşmesi, taksim mukavelesi gibi taraf sayısının ikiyi aştığı sözleşmelerde görülmektedir. İkiden fazla tarafı olan sözleşmelere de Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri kıyasen uygulanır.

Bir sözleşme türünün kanun koyucu tarafından düzenlenmesi sebebiyle pozitif hukuka girmesinin altında önemli sebepler bulunmaktadır. Günlük hayatta karşılaştığımız birtakım borç ilişkilerinin ortaya çıkması bu ilişkilerin uyuşmazlık sonucu mahkeme karşısına gelmesi, yüzyıllar süren gelişme ve değişme doğrultusunda tarihsel süreç içerisinde var olan hukuki ilişkilerin pozitif hukuk çerçevesinde ilgili kanunlara yeni sözleşme biçimleri olarak kazandırıldığını görürüz. Nitekim, simsarlık sözleşmesi de bu doğrultuda bir pozitif olarak düzenlenen bir sözleşme türüdür. İlk çağlardan beri simsarlığın var olduğunu görmekteyiz. Nitekim, simsarlığın ilk örneklerinin Roma ve Yunan toplumlarında görürüz. Ticaret yapmak gayesi ile gelen yabancı tüccarların oradaki tüccar yahut başka kimselerle iletişime geçmesini sağlamak ve sözleşme yapılması için birtakım aracılık faaliyetleri başlamıştır. Ayrıca, simsarlık bu dönemde resmi bir sıfat olarak icra edilmekteydi. Simsar olmak isteyen kimseler ticaret loncalarında yemin etmek zorundaydılar. Zira, simsarlar uzun bir dönem resmi sıfata sahip memur olarak kabul edilmişlerdir.

1.2.2 Simsarlık Sözleşmesinin Tarihsel Gelişimi

Ülkemizde ise simsarlığa ilişkin ilk düzenleme 1868 tarihli ‘’ Umumi Borsalar Nizamnamesi ‘’ ile olmuştur. Böylece ülkemizde simsarlık pozitif hukuka girmiştir. Ardından 1888 yılında ‘’ Simsar ve Tellal Nizamnamesi’’ çıkarılmıştır. Bu süreçte simsarlık ile ilgili düzenlemeler gelişerek devam etmiştir. Bu gelişmeleri takiben, 1906 tarihli ‘’ Esham ve Tahvilat Borsası Nizamnamesi’’ çıkarılmıştır. Bu nizamnamede diğer nizamnamelerden farklı olarak simsarlık resmi ve özel olarak ikiye ayrılmıştır. Tarihsel düzlemde Cumhuriyet kurulduktan sonra simsarlıkla ilgili ilk düzenleme 1925 tarihli 4355 sayılı ‘’ Ticaret ve Esnaf Odaları ve Ticaret Borsaları Kanunu’’ çıkartılmış ve 4355 sayılı kanunun çıkarılmasıyla birlikte ‘’ Umumi ve Borsalar Nizamnamesi’’ ve ‘’ Esham ve Tahvilat Borsası Nizamnamesi’’ ilga edilmiştir. Böylece, resmi ve özel simsar ayrımı da kalkmıştır. 5590 sayılı ‘’ Ticaret ve Sanayi Odaları Birliği Kanunu’’ ile birlikte 4355 sayılı Kanun yürürlükten kalkmıştır.

Yukarıda bahsettiğimiz kanunlarda düzenlenen simsarlık sadece borsa simsarlığına yönelik pozitif hukuk düzenlemeleridir. Simsarlığın bugünkü anlamıyla genel olarak düzenlenmesi 818 Sayılı Türk Borçlar Kanunu ile olmuştur. Başka bir deyişle, simsarlığa ilişkin 818 Sayılı Türk Borçlar Kanunundan önceki düzenlemeler sadece borsa simsarlığına ilişkindir. Ticaret işleri simsarlığı 865 ve 6762 Sayılı Eski Ticaret Kanunlarında mevcutken yürüklükte olan 6102 sayılı Ticaret Kanununa alınmamıştır. Bu itibarla, Simsarlık sözleşmesine ilişkin son düzenlemeler genel-özel hüküm ayrımına tabi tutulmaksızın 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanun’un 520 ila 525. Maddeleri arasında düzenlenmiştir.

1.2.3 Simsarlık Sözleşmesinin Tanımı

Simsarlık sözleşmesinin tanımı 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nda yapılmıştır. TBK.m.520 hükmüne göre ‘’Simsarlık sözleşmesi, simsarın taraflar arasında bir sözleşme kurulması imkânının hazırlanmasını veya kurulmasına aracılık etmeyi üstlendiği ve bu sözleşmenin kurulması hâlinde ücrete hak kazandığı sözleşmedir.” Şeklinde tanımlanmıştır. Başka bir deyişle, simsarlık sözleşme yapmak isteyen tarafların önündeki engelleri kaldırma ihtiyacından doğmuştur. Simsar ve iş sahibi öncelikle simsarın yapacağı faaliyet neticesinde simsarlığın türünü belirlemelidirler. Nitekim, simsarlık sözleşmesi çerçevesinde simsar fırsat yaratma veya aracılık etmeyi üstlenmektedir. Simsarın, faaliyetinin konusu ve faaliyetinin içeriğini iş sahibi belirlemektedir. Böylece simsarlığın fırsat gösterme simsarlığımı yoksa aracı simsarlık mı olduğu sözleşmeyle belirlenecektir. Bu önemli ayrım simsarın ücrete hak kazanmasını da doğrudan etkileyecektir. Zira, fırsat gösterme simsarı iş sahibine sözleşme fırsatlarını göstermesiyle birlikte ücrete hak kazanıyorken, aracı simsar üçüncü kişiyle iş sahibi arasında esas sözleşme kurulmadan ücrete hak kazanamaz. Dolayısıyla, simsar iş sahibi ile üçüncü kişi arasında bir sözleşme yapılabilmesi için gerekli ortamı hazırlayan, onları buluşturan bir araya getiren kimsedir. Başka bir deyişle, simsarlık sözleşmesi, iş sahibinin bir sözleşme kurmasına yardımcı olması gayesiyle simsarla yapmış olduğu, esas sözleşme yapması için gerçekleşen aracılık faaliyeti sonucunda bir sözleşme kurulduğu taktirde ona ücret ödemeyi borçlandığı sözleşmedir.

1.2.3 Simsarlık sözleşmesinin Unsurları

Simsarlık sözleşmesi mahiyeti diğer sözleşmelerden ayrılan bazı unsurları kendi içerisinde barındırmaktadır. Simsarlık sözleşmesi temel olarak içerisinde aracılık, tarafların anlaşması ve ücret unsurunu barındırmaktadır.

1.2.3.1 Aracılık

Simsarlık sözleşmesinin en ayrıştırıcı unsuru aracılıktır. Simsar, iş sahibi ( müvekkil) için aralarında bir temsil ilişkisi olmaksızın bir sözleşme kurulmasına aracılık eder. Simsarın aracılık yapmış olduğu aracılık faaliyeti kendi içerisinde fırsat gösterme simsarlığı ve aracı simsarlık olarak ikiye ayrılmaktadır. Fırsat gösterme simsarlığında, simsarın görevi müvekkili için sözleşme yapmaya uygun birilerini bulup onları müvekkiline bildirmekse bu noktada fırsat bildirme simsarlığından bahsetmemiz gerekir. Ancak, simsarın görevi sadece müvekkili için sözleşme yapmaya uygun birisini bulup bildirmekten ibaret değilse, başka bir deyişle simsar iş sahibi ile üçüncü kişinin esas sözleşme yapmasına bizzat aracılık eder öneri ve kabul aşamasında onların iradesinin uyuşmasını sağlar. Bu nedenle, aracı simsar yukarıda da ifade edildiği gibi iş sahibi için esas sözleşme yapacak üçüncü kişiyi bulmak, üçüncü kişiye sözleşme ve müvekkil hakkında bilgi vermek, üçüncü kişiyi sözleşme yapmaya ikna etmek, müvekkil ile üçüncü kişiyi bir araya getirmek, sözleşme yapılması için öneri ve kabul aşamasında orada bulunmak suretiyle sözleşmenin iş sahibi ve üçüncü kişi arasında yapılmasını sağlamak aracı simsarın görevlerindendir. Bu doğrultuda simsarın temsil yetkisinin olmadığından bahsetmemiz gerekir. Simsar, yalnızca iş sahibi ile üçüncü kişiyi bir araya getirecektir. Sözleşme doğrudan doğruya iş sahibi ile üçüncü kişinin arasında kurulacaktır. Bu nedenle Türk Borçlar Kanunu’nda simsarlık sözleşmesine vekalete ilişkin hükümler uygulanacağı hakkında yapılan düzenleme simsarın temsil yetkisine haiz olduğu şeklinde yanlış yorumlanmamalıdır.

1.2.3.2 Tarafların Anlaşması

Simsarlık sözleşmesinin diğer önemli bir unsuru ise tarafların anlaşmasıdır. Başka bir deyişle, simsarlık sözleşmesi başka bir sözleşmenin kurulabilmesi amacıyla yapılır. sözleşmesin iki tarafı olmasına rağmen yarattığı sonuç bakımından simsarlık ilişkisi üçlü bir ilişkidir. Simsar, iş sahibi ve üçüncü kişi arasında etkisini göstermektedir. Bu üçlü ilişkide esas sözleşme kurulduğu taktirde simsar ile iş sahibi arasında ayrı bir sözleşme simsarın yürüttüğü aracılık faaliyeti sonucunda ise esas sözleşme de kurulduğu zaman iş sahibi ile üçüncü kişi arasında da başka bir sözleşme ilişkisi oluşmaktadır. Simsar, esas sözleşmenin bir tarafı değil aracı konumunda bulunmaktadır.

1.2.3.3 Ücret

Simsarlık sözleşmesinin son unsuru ise ücrettir. Ücret, simsarlık sözleşmesinin objektif esaslı unsurudur. Simsar, simsarlık sözleşme çerçevesinde iş sahibi ile üçüncü kişinin esas sözleşme yapabilmesi için aracılık faaliyeti icra eder. Yukarıda da bahsettiğimiz gibi simsarlık kendi içerisinde fırsat gösterme ve aracılık simsarlığı olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. aracılık simsarlığında Türk Borçlar Kanunu 521. Maddeden bahisle aracılık simsarlığında, simsar esas sözleşme kurulduğu takdirde ücrete hak kazanacaktır. Kısaca, simsar iş sahibinin istediği koşullarda esas sözleşme kurulduğu takdirde ücrete hak kazanacaktır. Bu çalışmanın ikinci bölümünde simsarlık ücreti üzerinde detaylı bir şekilde durulacaktır.

İKİNCİ BÖLÜM

2.1 Simsarlık Ücreti

Ücret, simsarlık sözleşmesinin zorunlu bir unsurudur. Nitekim, Türk Borçlar Kanunu’nun 520. Maddesinde simsarın esas sözleşmenin kurulmasıyla birlikte ücrete hak kazanacağı açıkça düzenlenmiştir. Simsarlık, sözleşmesini vekalet sözleşmesinden ayıran unsur ücretli bir iş görme sözleşmesi oluşudur. Lakin, ücretin miktar olarak belirlenmesi objektif esaslı unsur değildir. Ücret borçlusu ise simsarlık sözleşmesinin diğer tarafı olan iş sahibidir. Bu nedenle, simsarlık sözleşmesinin esaslı objektif unsuru olan ücretin sözleşmede düzenlenmediği, başka bir deyişle, simsara ücret hakkı tanınmadığı durumlarda sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olduğundan bahsedilmesi mümkün değildir. Fakat, sözleşmede ücretin düzenlenmesine rağmen miktarının belirlenmemesi durumunda varsa o alandaki tarifeye bakılacak tarifenin bulunmaması halinde ise simsarlık faaliyetinin icra edildiği alandaki teamüllere göre ücret miktarının belirlenmesi gerekir. Böylece simsarlık sözleşmesinde, simsara ücret öngörülmemişse yukarıda bahsettiğimiz gibi tarafların arasındaki sözleşmenin simsarlık sözleşmesi olarak nitelendirilebilmesi mümkün değildir. Fakat, simsarın esas sözleşme kurulduğu zaman ücrete hak kazanacağı şeklinde bir madde konulmuş olmasına karşın ücretin miktarının belirlenmediği durumda ise simsarlık sözleşmesi gayet sağlıklı bir biçimde kurulmuş olacaktır.

Ücret simsarın, emek ve faaliyetleri sonucunda başarıya ulaşmasının karşılığıdır. Simsarlık ücretin, uygulamaya bakıldığı takdirde komisyon olarak nitelendirildiğini ve sıklıkla maktu bir ücret üzerinden değil de esas sözleşme bedeli üzerinden bir pay şeklinde kararlaştırıldığını görmekteyiz. Lakin, kanaatimizce komisyon kavramı yerine ücret teriminin kullanılması yerinde olacaktır. Zira, komisyonculuk TBK.m 532-546 arasında düzenlendiği dikkate alındığında herhangi bir karışıklığa sebebiyet vermesi amacıyla ücret teriminin kullanılması yerinde olacaktır.

2.1.1 Ücrete Hak Kazanmanın Şartları

2.1.1.1 Esas Sözleşmenin Kurulması

Simsarın ücretini kazanmasının öncelikli temel şartı, esas sözleşmenin kurulmasıdır. Simsar, müvekkili ile üçüncü kişi arasında aracılık faaliyetini icra etmesini izleyen süreçte esas sözleşme kurulursa ücrete hak kazanacaktır. Bu hal bile simsarın ücret kazanması için tek başına yeterli değildir. Simsar esas sözleşmenin kurulmasının yanında kurulan bu sözleşmenin simsarın kendi çabası sayesinde kurulması gerekir. Bu nedenle, ücrete hak kazanabilmenin en temel şartı esas sözleşmenin kurulması olmakla beraber tek başına yeterli olmamaktadır. Nitekim, simsara ödenecek ücret onun harcadığı emek ve zamanın karşılığı değil, gerçekleşen sonucun karşılığıdır. Ancak, sözleşmenin geçerlilik koşullarına uygun bir biçimde kurulması gerekir. Esas sözleşme, geçerlilik koşullarına haiz olmadan veya kamu düzenine ya da ahlak ve adaba aykırı kurulursa sözleşme kesin hükümsüz olacağından simsarın ücrete hak kazanamayacaktır. Fakat, kesin hükümsüz olan simsarlık sözleşme buna karşın ifa edilirse simsar ücrete hak kazanacaktır. Kurulan esas sözleşmenin ifa edilmesi aranmaz eğer simsarın aracı olduğu kurulmuş olan esas sözleşme ifa edilmese dahi simsar ücretine hak kazanacaktır. Meğerki, simsarın ücret hakkı ifaya bağlı kılınmasın. Simsarlık ücretinin kazanılması için esas sözleşmenin ifa edilmesi şartı söz konusuysa bu halde simsarlık ücretine hak kazanılabilmesi birden fazla ihtimal çerçevesinde şekillenebilir. Nitekim, bu halde, simsar iş sahibi ve üçüncü kişi arasında esas sözleşmenin kurulması için tüm dikkat ve özeni göstererek sözleşmenin kurulmasını sağlamasına rağmen iş sahibi esas sözleşmenin ifasından kaçınıyorsa bu doğrultuda simsar ücrete hak kazanacaktır. Diğer bir ihtimal ise esas sözleşmenin tarafı olan üçüncü kişinin edimlerini yerine getirmemesi durumudur. Bu halde, dikkat edilmesi gereken nokta üçüncü kişinin edimlerini yerine getirmediği durumda iş sahibinin, edimlerin yerine getirilmesi için gerekli çabayı gösterip göstermediğidir. İş sahibi edimlerin yerine getirilmesi için gerekli çabayı göstermiş olmasına rağmen esas sözleşmenin tarafı olan üçüncü kişi sözleşmeyi yerine getirmediyse bu durumda simsar ücrete hak kazanamayacaktır. Ancak, edimlerin yerine getirilmesi için iş sahibi herhangi bir çaba göstermediyse bu durumda simsar ücrete hak kazanacaktır.

Türk Borçlar Kanunu’nun 521. Maddesinin lafzına bakıldığında ‘’ ancak ‘’ kelimesinin emredici hüküm olarak görülmemesi gerekir. Nitekim, simsarlık sözleşmesinde simsarın esas sözleşme kurulmasa dahi yaptığı aracılık faaliyetinin sonucunda ücrete hak kazanması kararlaştırılabilir. Yargıtay bir kararında esas sözleşmenin kurulmamasına rağmen simsarın gerekli özen ve dikkat çerçevesinde aracılık yaptığı gerekçesiyle simsarlık ücretine hak kazanması gerektiğini belirtmiştir.

2.1.1.2 Simsarın Aracılık Faaliyetinde Bulunmuş Olması

Simsarlık sözleşmesinin diğer bir unsuru da aracılık faaliyeti olduğundan bahsetmiştik. Aracılık, simsarlık sözleşmesinin esaslı objektif unsurlarından biridir. Başka bir deyişle, simsarın ücrete hak kazanabilmesi için aksine herhangi bir düzenleme ön görülmediği takdirde esas sözleşmenin kurulmasının yanında esas sözleşmenin aracılık faaliyeti sonucunda kurulması gereklidir.. Bu nedenle, simsarın ücrete hak kazanabilmesi için aracılık faaliyeti gerçekleştirmiş olması ücrete hak kazanabilmek için bir diğer unsurdur. Nitekim Yargıtay bir kararında simsarın ücrete hak kazanabilmesi için sadece esas sözleşmenin kurulmasının yeterli olmadığını belirtmiştir. Bu nedenle, kurulan esas sözleşmeye simsarın doğrudan aracılık etmesi gereklidir. Nitekim, simsarın yapmış olduğu aracılık faaliyetinin simsar tarafından bizzat yapılması, kendi emeği sonucunda kurulması ve simsarın kendi çabası sonucunda kurulmuş olması gerekir. Tarafların, sözleşme serbestisi olsa dahi aracılık faaliyeti olmaksızın esas sözleşme kurulsa bile simsarın ücrete hak kazanabileceğini kararlaştırması mümkün değildir. Zira bu kayıt sözleşmenin niteliğini değiştirmekte simsarlık sözleşmesi şarta bağlı bağışlama sözleşmesine dönmektedir.

2.1.1.3 Esas Sözleşmenin Koşula veya Vadeye Bağlanması Halinde Koşulun veya Vadenin Gerçekleşmesi

Koşul, Türk Borçlar Kanunu’nun 170 ilâ m. 176 arasında düzenlenmiştir. Hukuki işlemin kurulması veya hükümlerini ileride doğurması gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belirli olmayan bir olguya bağlanırsa bu durumda koşulun varlığından söz ederiz. Başka bir deyişle, koşul, bir hukuki işlemin yahut bu hukuki işleme bağlı olarak meydana gelen münferit bir alacağın hukuken sonuç doğurmasını yahut hükümden düşmesini ileride gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir olguya bağlanmasına denir. Koşul, sözleşmenin taraflarından birinin, üçüncü bir kişinin yahut veya dış olaylara bağlı olabilir. Koşul kendi içinde geciktirici ve bozucu koşul olarak ikiye ayrılmaktadır. Geciktirici koşul, hukuki işlemin ileride hüküm ifade etmesi gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli olmayan bir olguya bağlanmasını geciktirici koşul olarak nitelendirebiliriz. Bozucu koşul ise hukuki işlemin ileride sona ermesinin (hükümden düşmesinin) gerçekleşip gerçekleşmeyeceği belli bir olguya bağlandığı durumlarda ortaya çıkar. Taraflar, hukuki ilişkinin veyahut münferit borcun hüküm ifade etmesini ileride gerçekleşeceği kesin bir olguya bağladıkları takdirde vadeden bahsedilir. Vade, ileride gerçekleşmesi kesin olan olgudur. Taraflar bir sürenin geçmesini veya vadenin gelmesini kararlaştırabilir. Bu durumda esas sözleşme süreye veya vadeye bağlanmış olur.

Türk Borçlar Kanunu m.521/II: ‘’ Simsarın faaliyeti sonucunda kurulan sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa ücret, koşulun gerçekleşmesi hâlinde ödenir.’’ Şeklinde simsarlık faaliyeti sonucunda koşula bağlanan sözleşme hakkında özel düzenleme yapılmıştır. Bu halde simsarlık sözleşmesi koşula bağlandığı durumlarda; sözleşme geciktirici koşula bağlanmışsa simsarın bu koşulun gerçekleşmesiyle birlikte ücrete hak kazanacağı açıkça düzenlenmiştir. Sözleşmeye koşul konulmasına rağmen, simsarın ücretinin peşinen ödendiği vakit sözleşmenin kurulabilmesi için konulan geciktirici koşul gerçekleşmezse bu halde iş sahibi ödemiş olduğu ücreti sebepsiz zenginleşme hükümleri çerçevesinde geri isteyebilir.

Koşula, bağlı olan hukuki işlemler de taraflar dürüstlük kuralı çerçevesinde davranmakla yükümlülerdir. Zira, taraflardan herhangi biri koşulun gerçekleşmesi veya gerçekleşmemesine yönelik dürüstlük kuralına aykırı sayılabilecek bir davranışta bulunurlarsa bu halde gerçekleşmemesi gereken koşul gerçekleşmiş, gerçekleşmesi gereken koşul ise gerçekleşmemiş sayılır. Koşulun gerçekleşmesi taraflardan borca aykırı davranışı sonucu meydana gelmişse bu halde simsara ödenen ücret geri istenemez.

2.1.1.4 İlliyet Bağı

Öncelikle, simsarın ücrete hak kazanabilmesinin temel şartının simsarın bizzat yapmış olduğu, kendi çabası sonucunda kurulan esas sözleşme olduğunu daha evvel belirtmiştik. Bu halde, simsarın yapmış olduğu faaliyeti ile kurulan esas sözleşme arasında uygun bir illiyet bağı bulunmalıdır ki simsar yapmış olduğu faaliyet sonucunda ücrete hak kazansın. Nedensellik bağını iki simsarlık türü bakımından ayrıştırmakta fayda vardır. Zira, fırsat gösterme simsarlığında simsarın fırsat göstermesiyle birlikte nedensellik bağı kurulmuşken, aracı simsarda simsarın bizzat kendi çabasıyla iş sahibiyle, üçüncü kişi arasında esas sözleşmenin kurulmasıyla nedensellik bağı kurulmuş olur. Nedensellik bağının, ispat yükü simsara aittir. Simsarın meydana gelebilecek herhangi bir uyuşmazlıkta ücrete hak kazanabilmesi için nedensellik bağını ispat etmesi gerekecektir. Ancak, simsarın nedensellik bağını ispat edebilmesi bir hayli zordur. Bu nedenle, simsarın, üçüncü kişi ve iş sahibi arasında kurulan sözleşmenin bizzat kendi çabası sonucunda olduğuna dair katkısının varlığının tespit edilmesi halinde nedensellik bağı kurulmuş gibi değerlendirilmelidir.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

3.1 Simsarlık Ücretinde Özellik Gösteren Haller

3.1.1 Evlilik Simsarlığı

Eksik borç, alacağın bulunmasına rağmen hukuken istenemediği bir olgudur. Başka bir deyişle, borçlu aralarındaki temel ilişkinin sonucunda borcunu alacaklıya ödeyebilir. Lakin, borçlunun borcunu ödemediği durumlarda alacaklı alacağını tahsil etmek için hukuken bir yol yoktur. Bu nedenle, eksik borç söz konusu olduğunda borçlu tarafından istenerek yapılan ifa geçerli olmasına karşın borçlu alacaklı tarafından hukuken ifaya zorlanamaz. Eksik borca örnek olarak; kumar ve bahisten doğan alacaklar söylenebilir.

Evlenme simsarlığının tanımı kanunda yapılmamıştır. Ancak, simsarın evlenme faaliyetine fırsat yaratan veya aracılık ettiği simsarlık olarak tanımlanabilir. Simsar, yapmış olduğu aracılık faaliyetine rağmen ücrete hak kazansa dahi Simsarın, evlenme simsarlığından doğan ücret hakkı eksik borçtur. Nitekim, Türk Borçlar Kanunu’nun 524. Maddesinde ‘’ Evlenme simsarlığından doğan ücret hakkında dava açılamaz ve takip yapılamaz.’’ Şeklinde açık düzenleme mevcuttur. Bu nedenle, simsar evlenme simsarlığı faaliyeti sonucunda ücrete hak kazanabilecektir. Zira, simsara iş sahibi tarafından ödenen ücret ödenebilir. Bu halde herhangi bir sorunla karşılaşılmaz. İş sahibi de ödediği ücreti daha sonradan sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre geri isteyemez. Fakat, simsara; faaliyeti sonucu hak kazandığı ücret ödenmemişse simsar hukuki yollara başvurmak suretiyle ücret alacağını tahsil edemeyecektir.

3.1.2 Alt Simsarlık Sözleşmesinde Ücret Alacağı

Simsarlık sözleşmesine aksine hüküm bulunmadığı durumlarda, vekalet sözleşmesine ilişkin hükümler uygulanır. TBK.m.520/2 hükmü ile de bu hal belirtilmiştir. Vekalet sözleşmesinde vekil kural olarak işi kendisi görmektedir. Ancak, müvekkilden yetki alınması halinde, durumun zorunlu ya da teamülüm gerekli kıldığı hallerde vekilin işi başkasına yaptırabileceği de düzenlenmiştir (TBK.506/1). Dolayısıyla, vekalet sözleşmesine ilişkin bu hükümde kıyasen simsarlık sözleşmesinde uygulanacaktır. Bu hal de vekalet sözleşmesinde açıklanan nedenler doğrultusunda simsar iş sahibinden yetki almışsa, durumun zorunlu ya da teamülün gerekli olduğu durumlarda fırsat gösterme veya aracılık faaliyetini bir başkasına yaptırabilir. Böylece simsar ile işi kısmen veya tamamen devrettiği üçüncü kişi arasında alt simsarlık sözleşmesi kurulmaktadır. Zira, önemle vurgulamak gerekir ki; simsar, işi kısmen veya tamamen devrettiği kişiye karşı bizzat ücret ödeme borcu altına girmiştir. başka bir deyişle, alt simsar ücretin ödenmesi gereksinimiyle iş sahibine başvuramayacaktır.

3.1.3 Birden Fazla Simsarla Anlaşılması Halinde Ücret Alacağı

İş sahibi, simsarlık sözleşmesinde aksi kararlaştırılmamış olmak şartıyla aynı iş için birden fazla kişiyle simsarlık sözleşmesi kurabilir. Bu halde, birden fazla simsar fırsat gösterici veya aracı olarak faaliyette bulunabilir. Aynı anda faaliyet gösteren simsarların birbirinden haberdar olabilecekleri gibi haberdar olmadan da çalışmaları mümkündür. Bu durumda, hangi simsar esas sözleşmenin kurulmasını sağladıysa ücrete o simsar hak kazanacaktır. Meğerki, iş sahibi aynı iş için birbirinden haberleri olmak şartıyla simsarlık sözleşmesi kurmamış olsun. Bu halde, iş sahibi aynı iş için birden fazla simsarla birbirinden haberdar olacak şekilde (birlikte) simsarlık sözleşmesi yapmışsa, tek bir simsarlık ücretinden söz edilmesi gerekir.

3.1.4 Simsarın Ücretten Kaçınma Amacıyla Devre Dışı Bırakılması

Simsarlık sözleşmesinin iki tarafından biri olan iş sahibinin simsarın aracılık faaliyetlerinden sonra bulduğu üçüncü kişilerle sözleşme kurması zorunlu değildir. Ancak, iş sahibinin haklı neden olmaksızın simsarın bulduğu kişiyle yapmayıp sözleşme koşullarında da herhangi bir değişiklik olmaksızın sırf simsarlık ücreti ödememek için başka bir kimseyle yaparsa simsara ücret ödemekten kurtulamaz. Uygulama da iş sahibinin simsarın aracılığı sonucunda esas sözleşme kurulması halinde simsarın hak kazandığı ücreti ödememek amacıyla simsarı üçüncü kişi ile olan esas sözleşme ilişkisinden çıkardığı durumlarla karşılaşılmaktadır. Başka bir deyişle, iş sahibinin simsarı aradan çıkarmak suretiyle direkt üçüncü kişiyle sözleşme yapması simsarın ücret hakkına ulaşamaması sonucunu doğurmaktır.

SONUÇ

Simsarlık sözleşmesi, Türk Borçlar Kanunu’nun 520 ilâ 525 maddeleri arasında düzenlenmiştir. Simsarlık sözleşmesinin, günümüzde tarafların sözleşme akdetmesini kolaylaştırması dolayısıyla önemi büyüktür. Özellikle, türü fark etmeksizin bir sözleşme yapmak isteyen kişiler gerek farklı bölgelerde yaşamaları gerek aynı dili konuşmamaları yahut birbirlerinin varlıklarından ve isteklerinden haberdar olmamaları dolayısıyla sözleşme yapamayabilirler. Bu gibi hallerde simsarlık kurumunun ortaya çıkması gerekliliği hasıl olabilir. Simsarlık sözleşmesi, müvekkil ( iş sahibi ) ile simsar arasında kurulmaktadır. Simsar, iş sahibi ile üçüncü kişi arasında sözleşme kurulmasını sağlamak gayesiyle gerekli araştırmaları yapar, sözleşme imzalanması için üçüncü kişiyle görüşmeleri sürdürür ve ilişkileri yürütür. Simsarlık sözleşmesinin tarafı simsar ve iş sahibidir.

Simsar, simsarlık faaliyetinin sonucunda ücrete hak kazanacaktır. Ancak, simsarın ücrete hak kazanabilmesi için bazı unsurların meydana gelmiş olması gerekir. Bununla birlikte, genel olarak simsarın ücret hakkını kazanabilmesi için ilk şart esas sözleşmenin kurulmasıdır. Aksine bir düzenleme yoksa esas sözleşme kurulmadan simsar ücrete hak kazanamaz. Lakin, esas sözleşmenin kurulması simsarın ücrete hak kazanabilmesi için yeterli değildir. Simsarın, aynı zamanda kendi çabası ve aracılığı ile esas sözleşmenin kurulabilmesi ve yapılan simsarlık faaliyetiyle sözleşmenin kurulmasının arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.

Simsarlık ücreti, sözleşmenin objektif esaslı unsurudur. Bu nedenle, ücret kararlaştırılmayan sözleşmeler simsarlık sözleşmesi niteliğini kaybederler. Fakat, ücret unsuru kararlaştırılmakla birlikte miktarı belirlenmemişse bu durumda simsarlık sözleşmesi geçerli olacaktır. Bu durumda, ücretin miktarı simsarlık faaliyetinin yapıldığı alanda varsa ücret tarifesine bakılarak yoksa simsarlık faaliyetinin gerçekleştiği alandaki teamüllere göre belirlenir.

KAYNAKÇA

BİLGE, FATİH FURKAN, Simsarlık Sözleşmesi, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı, Ankara,

2023.

BİLGE, FATİH FURKAN, Simsarlık Sözleşmesinde Simsarın Ücret Hakkı, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2013/1.

ÜÇYILDIZ, HİMMET, Simsarlık Sözleşmesi, Selçuk Üniversitesi Sosyal bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı , Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı, Konya, 2019.

SÖNMEZ, DENİZ, Simsarlık Sözleşmesinde Ücret, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, Özel Hukuk Yüksek Lisans Programı, İstanbul, 2019.

EREN, FİKRET, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, (24.Baskı), Ankara Yetkin Yayınevi, 2019.

OĞUZMAN, M. KEMAL; ÖZ, TURGUT, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, c.1,( Güncellenip genişletilmiş 17. Baskı), İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2019.

OĞUZMAN, M. KEMAL; ÖZ, TURGUT, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, c.2,( Güncellenip genişletilmiş 17. Baskı), İstanbul, Vedat Kitapçılık, 2019.

NOMER, HALUK NAMİ, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Bası, Beta Yayın evi, İstanbul, 2023.

BÜYÜKNACAR, GÖNÜL, Yargı Kararları Işığında Simsarlık Sözleşmesine İlişkin Ücret Hakkı, TBB Dergisi, Ankara, 2021.

ŞAHİNİZ C. SALİH, Türk Borçlar Hukukunda Gayrimenkul Tellallığı (Emlak Komisyonculuğu-Emlak Danışmanlığı) Sözleşmesi ,Beta Yayınları, İstanbul, 2002.

Bize Ulaşın

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Durumunuza özel değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın
Bizi Arayın
E-posta Gönderin
Ofisimiz
Ahievran Mahallesi, Mehmet Ali Yapıcı Bulvarı, No: 16, Merkez / Kırşehir