Hafta içi 09.00 – 18.00

Sürekli Edimli Sözleşmelerde Haksız Feshin Akıbeti

GİRİŞ

Bu çalışmamızda Yargı kararlarında ve doktrinde tartışmalı olan üzerinde görüş birliği bulunmayan sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesi ve sonuçları üzerinde duracağız. Sözleşmeye dayalı bir uyuşmazlıktan dolayı tarafların sözleşmeyi feshetmesi yahut sözleşmeden dönmesi mümkündür. Peki sözleşmeden dönen veya fesheden tarafın bu işlemleri yapabilecek hakkı bulunuyor mudur? Haksız sona erdirme kavramı ani edimli sözleşmelerde karşımıza haksız dönme olarak çıkıyorken, sürekli edimli sözleşmelerde ise haksız fesih olarak görünüm kazanmaktadır. Sözleşmenin ifası haksız dönme veya fesih sonrası imkansız hale geldiyse haksız sona erdirme beyanının ulaştığı kişi zararını nasıl tazmin edecektir. Bu hususlar çalışmanın konusunu oluşturmaktadır.

Çalışmanın başlangıcında öncelikle, haksız sona erdirme kavramı üzerinde durulup bu müessesenin akıbeti hakkındaki doktrin görüşleri ışığında yapılan değerlendirmenin ardından yenilik doğuran hakların bir kolu olan bozucu yenilik doğuran haklar başlığı altında genel olarak bozucu yenilik doğuran haklara değinildikten sonra fesih ve dönme hakkı incelenecektir.

Çalışmanın ana konusunu sürekli edimli sözleşmelerde haksız fesih oluşturmaktadır. Yukarıda anlatılan bölümlerin devamında sürekli edimli sözleşmelerde haksız fesih üzerinde durulup son olarak Yargıtay HGK., 22.02.2012, 693/88 , kararı, karar inceleme yöntemine göre değerlendirilip çalışma sonlandırılacaktır.

ANAHTAR KELİMELER: HAKSIZ FESİH, HAKSIZ DÖNME, SÖZLEŞMENİMİN HAKSIZ FESHİ, MÜSBET ZARAR, MENFİ ZARAR. FESHİN GEÇERSİZLİĞİ

HAKSIZ SONA ERDİRME KAVRAMI

1. GENEL OLARAK

Taraflar kendi özgür iradeleriyle herhangi bir sözleşme oluşturabilirler. Sözleşme, bir hukuki işlem türüdür. Hukuki işlem, bir veya birden fazla kimsenin hukuki bir sonuç doğurmaya yönelmiş irade beyanlarıdır. Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile oluşan hukuki işlemdir. Taraflar sözleşme ilişkisini kurucu unsurları mevcut ve geçerlilik koşullarına uygun şekilde kurmuşlar ise sözleşmeler her iki tarafı da bağlamaktadır. Eski BK. m. 1’de geçen iki taraf ibaresi yeni Borçlar Kanunumuzun yürürlüğe girmesiyle birlikte kaldırılmış ve taraflar ibaresi kullanılmıştır. Temel sözleşme tanımına bakıldığı zaman sözleşmenin kural olarak iki tarafının olduğu ancak, bazı hallerde örneğin; ortaklık kurmaya yönelik şirket sözleşmesi, taksim mukavelesi gibi taraf sayısının ikiyi aştığı sözleşmelerde görülmektedir. İkiden fazla tarafı olan sözleşmelere de Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili hükümleri kıyasen uygulanır.

Sözleşmelerden genel olarak bahsettikten sonra haksız sona erdirme kavramı üzerinde duralım. Sözleşmeler, tarafların karşılıklı ve uygun irade beyanları neticesinde kurulduktan sonra belli sebepler sonucunda sona erdirilebilir. Bu sürekli edimli sözleşmelerde fesih, ani edimli sözleşmelerde ise dönme olarak karşımıza çıkmaktadır. Peki, sözleşmeyi sonra erdiren bozucu yenilik doğuran haklardan olan fesih ve dönme hakkının kullanımı hukuka uygun bir biçimde yani haklı bir nedene dayanmaksızın kullanıldığı ortaya çıkacak sonuçlar irdelenmelidir. Tarafların karşılıklı ve uygun irade beyanları sonucunda kurulan sözleşme ilişkisi tarafları bağlar bu hukukun temel ilkelerinden olan ahde vefa (pacta sund servanda) ilkesinin bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Lakin, sözleşme ilişkisi ile tarafların bağlılığı da sonsuz değildir.

Taraflar hukukun kendilerine tanıdığı yahut hukuka uygun bir biçimde sözleşme kararlaştırdıkları sona erdirme haklarını kullanabilirler. Ancak, ne var ki bu sona erdirme haksız sona erdirme olmasın. Haksız sona erdirmeden söz edebilmek için sözleşmenin bir tarafının diğer tarafa karşı sözleşmeyi hukuken sona erdirmeye yönelik bir hakkı olmamasına rağmen bu yönde beyanda bulunması veya hakkın kullanımına yönelik irade beyanının şekle aykırı olarak kullanması lazım gelir. Hukuken sona erdirme hakkının bulunmaması hali farklı şekillerde ortaya çıkabilir. Şöyle ki tarafın sona erdirme hakkının hiç bulunmaması yani hukuken tanınmamış olması şeklinde ortaya çıkabileceği gibi bulunan sona erdirme hakkının haklı sebep olmaksızın kullanılması veya sona erdirme hakkının şekle aykırı kullanımı sonucunda gerçekleşebilir.

İKİNCİ BÖLÜM

BOZUCU YENİLİK DOĞURAN HAKLAR

2.1 Genel Olarak

İleride sözleşmenin haksız sona erdirilmesi kavramı incelenecektir. Bu minvalde ani edimli sözleşmelerde dönme, sürekli edimli sözleşmelerde ise fesih kavramı karşımıza çıkacaktır. Yenilik doğuran haklar kendi içinde üçe ayrılmaktadır; bozucu yenilik doğuran haklar, kurucu yenilik doğuran haklar ve değiştirici yenilik doğuran haklar olmak üzere. Yenilik doğuran haklar mevcut bir hukuki ilişkiye bağlı olarak ortaya çıkan ikincil haklardandır. Hak sahibin tek taraflı iradesiyle yeni bir hukuki ilişki meydana getirir, mevcut hukuki işlemi ortadan kaldırır veya mevcut hukuki ilişkiyi değiştirir. Yenilik doğuran haklar ikincil nitelikte kısaca, bağlı bulunduğu hukuki ilişki sayesinde doğan ve sadece bu hukuki ilişki çerçevesinde kullanılan haklardır. Nitekim, yenilik doğuran haklar, içinde bulundukları temel hukuki ilişkisinde derhal doğmazlar. Dolayısıyla bu hakların doğması için kanunda aranan şartların veya tarafların sözleşme ilişkisi çerçevesinde düzenledikleri sebeplerin gerçekleşmesi gerekmektedir. Yenilik doğuran haklar istenilen sonucu doğurmak üzere hak sahibi tarafından kullanılmakla beraber tükenmektedir. Başka bir deyişle, hak sahibinin istediği doğduğundan gerek yenilik doğuran hakkın mevcudiyetinin devamının da gereği yoktur.

2.2 Bozucu Yenilik Doğuran Haklar

Bozucu yenilik doğuran haklar, bir hukuki ilişkiyi sona erdiren haklardandır. Kanunda yahut sözleşmede tarafların düzenlemiş oldukları sebeplerden birinin gerçekleşmesi sebebiyle ortaya çıkıp hukuki ilişkiyi sona erdirmektedir. Bu hakları örneklendirmek gerekirse; fesih hakkı, dönme hakkı, boşanma hakkı, mirası ret hakkı gibi benzeri birçok bozucu yenilik doğuran hak vardır. Özellikle fesih ve dönme hakkının üzerinde durulması gerekmektedir.

2.2.1 Fesih Hakkı

Bozucu yenilik doğuran fesih hakkı sürekli edimli ve dönemli edimli sözleşmelerin sona erdirilmesi bakımından önemlidir. Fesih hakkı, sözleşmeyi ileri doğru sona erdiren bir kavramdır. Sözleşmenin feshedilmesiyle birlikte taraflar arasındaki dönme hakkından farklı olarak sözleşme ilişkisini ileriye doğru (ex nunc) etkili olmak üzere sona erecektir. Fesih, sonucunda dönmeden farklı olarak fesih anına kadar ifa edilmiş edimler geçerli olmakta, fesih anına kadar doğan haklar ve borçlar da geçerliliğini korumaktadır.

Özellikle bir sözleşmeyi taraflar kanundan doğan yahut kendilerince sözleşmede düzenledikleri sebebin ortaya çıkışı ile sona erdirebilirler. Ne var ki yapılan feshin kanundan doğan yahut sözleşmede düzenlenen sebeplerden birine dayanması ve şeklen hukuka uygun olması halinde. Fesih hakkı kendi içinde ikiye ayrılmaktadır. Olağan fesih ve olağanüstü fesih hakkı olmak üzere sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşmeler bakımından kural olarak olağan ve olağanüstü fesih hakkıdır. Lakin, koşulları oluştuğu takdirde olağanüstü fesih kurumuna da başvurulabilir. Bu iki hakta bozucu yenilik doğuran haklardandır. Bu itibarla, bozucu yenilik doğuran hakların kullanılma şekline uygun olarak kullanılmalıdır.

2.2.2 Olağan Fesih

Olağan fesih hakkı, ifa ile sona ermeyecek nitelikteki sözleşmeleri yani sürekli edimli sözleşmeleri sona erdirebilecek bir kurumdur. Belirsiz süreli sürekli edimli sözleşmelerde sözleşmenin tarafı, fesih ihbarı suretiyle bağlı olduğu sözleşmeyi sona erdirilebilir. Nitekim, olağan fesih hakkıyla tarafların sözleşmeyle sonsuz bağlılığının önüne geçilmektedir. Dolayısıyla, olağan fesih hakkının doğması ve kullanılması bakımından herhangi bir koşul yoktur. Olağan fesih, sebebe bağlı olmayan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Bu minvalde feshe muhatap olan sözleşmenin karşı tarafının da hazırlıksız yakalanmaması, zarar görmemesi adına ihbar süresi olağan fesih bakımından önem arz etmektedir. Şöyle ki, fesih beyanının muhataba varmasıyla birlikte sözleşme ilişkisi derhal sona ermeyecektir. Fesih ihbarı ile verilen sürenin sona ermesiyle birlikte tarafları bağlayan sözleşme ilişkisi sona erer.

Kural olarak olağan fesih hakkı belirsiz süreli sürekli edimli sözleşmelerde söz konusu kullanılabilir. Ancak, azami süreli sürekli edimli sözleşmelerde ise kanunda veya tarafların sözleşme ilişkisi çerçevesinde tahsis etmiş oldukları hüküm neticesinde getirilmiş olan fesih hakkı olağan fesih olarak nitelendirilemez. Olağan fesih hakkı, ancak, sözleşme ilişkisinin belirsiz süreli olması halinde dayanılacak bir kurumdur.

Olağan fesih kurumu, kanundan doğabileceği gibi sözleşme ilişkisi çerçevesinde getirilen fesih hükmü neticesinde doğabilir.

2.2.3 Haklı Nedenle (Olağanüstü Fesih)

Olağanüstü fesih hakkı, kanundan yahut sözleşme ilişkisinin devamı sırasında ortaya çıkan ve sözleşme ilişkisini çekilmez hale gelmesine sebep olan bu itibarla, haklı nedenin gerçekleşmesinden sonra tarafların hasıl olan sebebe dayanarak sözleşme ilişkisini derhal sona erdirmesine yarayan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Olağanüstü fesih hakkı, Türk Hukukunda genel hükümlerde düzenlenmemiştir. Şöyle ki, olağanüstü fesih bazı sözleşme tipleri için özel hükümlerde düzenlenmiştir. Fakat, Genel mahiyette olağanüstü fesih hakkının düzenlenmemesi kanun boşluğunun olduğunu göstermektedir. Bu minvalde, Hâkimin somut uyuşmazlıkta boşluğun doldurulması amacıyla hukuk yaratması, yorum ve kıyas suretiyle boşluğun giderilmesi kabul edilmelidir. Kısaca, sürekli borç ilişkisi doğuran bir sözleşme için kanunen haklı fesih düzenlenmediği durumlarda hâkim, öncelikle olağanüstü feshe ilişkin kanun boşluğunu dolduracaktır, ardından ise somut uyuşmazlıkta ihdas ettiği kural çerçevesinde feshin koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediğini tayin edecektir.

Taraflar yukarıda da bahsedildiği gibi sözleşmeye hüküm koymak suretiyle belli vakıalara haklı sebep niteliği kazandırılabilir.

Haklı fesih, sebebe bağlı yenilik doğuran haklardandır bu yönüyle olağan fesihten ayrılır. Sözleşmenin kurulmasıyla doğrudan varlık kazanmayıp, sözleşme ilişkisinin devamında meydana haklı neden teşkil edecek olayların hasıl olmasıyla varlık kazanmaktadır.

Türk Borçlar Kanunu’nun ilgili maddelerinde düzenlenen haklı fesih sebepleri emredicidir. Bu itibarla, emredici olan hükümlerin aksine yapılan sözleşme hükümleri kesin hükümsüzdür. Taraflar sözleşme ilişkisi çerçevesinde sözleşmeye bazı hükümler koymak suretiyle haklı sebeplere dayanan olağanüstü fesih hakkı yaratabilirler. Ne var ki emredici hükümlere aykırı olmasın ancak, taraflarca getirilmiş olan fesih hakkına dayanan sözleşmenin derhal sona erdirilmesi ayrık bir fesih hakkıdır.

2.2.4 Dönme Hakkı

Dönme hakkı, ani edimli sözleşmelerin sona erdirilmesine yarayan bozucu yenilik doğuran bir haktır. Dolayısıyla ani edimli bir sözleşmenin tarafı sözleşmeyi sona erdirmek istiyorsa dönme hakkını kullanmalıdır. Bu hak kanundan doğabileceği gibi emredici hukuk kurallarına aykırı olmamak suretiyle sözleşmeyle de kararlaştırılabilir. Fesihten, farklı olarak sözleşme ilişkisini ileriye doğru değil, mevcut olan hukuki ilişkiyi baştan itibaren ( ex tunc ) olarak sona erdiren bir haktır. Dolayısıyla, dönme hakkının kullanılması ile beraber sözleşme ilişkisi baştan itibaren sona erer ve taraflar arasından sözleşme ilişkisinin bitmesi dolayısıyla tasfiye ilişkisi başlar. Sözleşmeden dönülmesi durumunda tarafların sözleşme ilişkisi çerçevesi içerisinde ifa etmiş oldukları edimlerin, yükümlülüklerin daha sonradan iade edilmesi gerekliliği doğmaktadır. Bu husus bakımından da fesih hakkı kapsamında bazı istisnai düzenlemeler olsa bile temelde ayrılmaktadır.

Dönme hakkı, Türk Borçlar Kanunu’nda genel hükümlerde alacaklıdan kaynaklanan sebeplerle kısaca, alacaklı temerrüdü ( TBK.m.106-110), tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun ifa güçlüğü ( TBK.m.125 ) olmak üzere düzenlenmiştir. Ancak yukarıda da değinildiği gibi emredici kanun hükümlerine aykırı olmamak şartıyla taraflar sözleşmeye dönme hakkına ilişkin hüküm koyabilirler. Kısaca, taraflar dönme hakkıyla ilgili hüküm koyabildikleri gibi aynı zamanda bu hakkın kullanılmasına ilişkin sebep, şekil ve süre şartı öngörebilirler. Ne var ki dürüstlük kuralına ve kanunun emredici hükümlerine aykırılık taşımasın yoksa taraflar tarafından tesis edilmiş bu düzenleme kesin hükümsüz olacaktır.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

SÜREKLİ EDİMLİ SÖZLEŞMELERİN HAKSIZ SEBEPLE FESHİNİN SONUÇLARI

3.1 Genel Olarak

Yukarıda da kısaca değinildiği gibi sürekli edimli bir sözleşmelerde, taraflardan birinin fesih hakkının bulunmaması sebebiyle veya bulunan fesih hakkının şekle aykırı olarak kullanılması dolayısıyla sözleşmeyi haksız olarak sona erdirmeye yönelik irade beyanı karşı tarafa ulaşabilir. Sürekli edimli sözleşmelerin, ifa ile sona ermediği devam ettiği düşünüldüğünde. Bu tür sözleşmelerin taraflar arasında güven ilişkisi ve bağlılık yarattığı ortadadır. O yüzden haksız fesih beyanının sözleşme ilişkisi üzerindeki etkisi önem arz etmektedir. Ancak, haksız fesih beyanı sonrasında, fesih beyanının sözleşme ilişkisi üzerine olan etkileri Türk Hukukunda ayrıntılı olarak irdelenmemiştir ve yargı kararlarında da yeknesaklık bulunmamaktadır. Nitekim, haksız fesih sonuçları da Türk Borçlar kanununda düzenleme alanı bulmamıştır. Bu minvalde, üçüncü bölümde bölüm de haksız feshin beyanının sözleşme ilişkisine etkileri ve sonuçları üzerinde durulacaktır.

Sözleşmenin haksız sebeple sona erdirilme beyanının, sözleşme ilişkisi üzerine etkisi temelde iki farklı görüş üzerinden doktrinde değerlendirilmektedir. Haksız fesih beyanının sözleşmeyi sona erdireceği görüşü ve haksız fesih beyanının hükümsüz olduğu, bu nedenle, sözleşmeyi haksız olarak sona erdirmeyeceği üzerine iki görüş mevcuttur.

3.2 Sözleşmeyi Sona Erdirmeyeceği Görüşü

Haksız fesih beyanının, sürekli borç ilişkisi doğuran sözleşme üzerindeki etkisi bakımından bir diğer görüş ise sözleşme ilişkisinin sona ermeyeceği yani korunacağı görüşüdür. Bu itibarla, haksız feshe ilişkin irade beyanının hukuki işlem olarak hükümsüzlüğü üzerinde durulmalıdır. Nitekim, bozucu yenilik doğuran fesih hakkına yönelik irade beyanı hukuki işlem olarak kabul edildiğinde, haksız bir sebeple fesih hakkının kullanılması hükümsüz olacaktır. Böylece, yöneldiği sözleşme ilişkisi bakımından bir etkisi olmayacaktır. Sözleşmeyle bağlılık ilkesi ( pacta sund servanda) de göz önüne alındığında, sözleşmeden doğan edimlerin ifası yani başka bir deyişle sözleşmenin ayakta tutulup aynen ifa edilmesi gerekir. Ancak, istisnai bazı hallerde örneğin, haksız fesih sonucunda edimin ifası imkansızlaşmışsa yahut bir hizmet sözleşmesi varsa bir insanı mutlak veya psikolojik cebirle çalıştıramayacağınıza göre bu gibi durumlarda sözleşme ilişkisinin ayakta tutulması bir hayli zordur. Bu gibi hallerde ise olumlu zararın tazmini istenebilir.

Sözleşmeler, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile oluşan hukuki işlemlerdir. Ancak, taraflar sözleşmeden kanunda düzenlenen yahut sözleşmeyle özel olarak tesis edilen hallerde sözleşmeyi sona erdirmesi gayet normaldir. Bu itibarla sözleşme özgürlüğü kavramına sözleşmenin sona erdirilmesi de dahildir. Lakin sözleşmenin haksız sona erdirilmesinin akıbeti hem öğretide hem de mahkeme kararlarında tartışmalıdır. Sözleşmeyi haksız olarak sona erdiren tarafın gerçekte böyle bir hakkı bulunmamaktadır. Sözleşmenin sona erdirilmesine yönelik irade beyanının hukuki işlem olduğu ve mevcut bir hakka dayanmadığı kabul edildiğinde, irade beyanının hükümsüz olduğu açıktır. lakin, hükümsüzlüğün türü bu bölümün inceleme konusunu oluşturacaktır.

3.2.1 Yokluk Görüşü

Hukuki işlemin kurucu unsurları eksik ise o hukuki işlem ve onun hedeflediği ilişki hiç doğmamıştır. Nitekim, bu hükümsüzlük haline ‘’yokluk’’ denmektedir. Yokluk görüşü, haksız sona erdirmeye yönelik irade beyanına ilişkin en ağır sonuçtur. Yenilik doğuran hakların kullanılması doğrudan bir hak olmayıp, mevcut hakkın icrası niteliğindedir. Bu minvalde mevcut olmayan yenilik doğuran hakkın kullanılması da mümkün değildir Haksız sona erdirmeye ilişkin irade beyanı yok hükmündedir yani kısaca, varlık kazanmamıştır.

3.2.3 Kesin Hükümsüzlük

Kesin hükümsüzlük bir hukuki işlemin, kurucu unsurların mevcut olup, genel geçerlilik şartlarının kamu düzenini ilgilendirecek önemle bulunmamasından dolayı, batıl olması yani kesin hükümsüz olma halidir. Kesin hükümsüzlüğe ilişkin sebepler, işlemin konusunun emredici hukuk kurallarına aykırılığı, imkânsız olması, şekle aykırılığı gibi birçok kesin hükümsüzlük sebebi bulunmaktadır.

Haksız sona erdirme beyanının geçerliliğine ilişkin bir başka görüş ise kesin hükümsüzlük görüşüdür. Kesin hükümsüzlük görüşünün savunucularına göre mevcut olmayan yenilik doğuran hakkın bulunmaması kurucu unsuru etkilemeyecek. Kısaca, hukuki işlem bakımından kullanılması arzu edilen hakkın varlığı kurucu bir unsur oluşturmamaktadır.

3.2.4 Esnek Hükümsüzlük

Haksız fesih beyanın esnek hükümsüz olduğunu savunan görüş kapsamında, amaca göre sınırlama yapılmak suretiyle kesin hükümsüzlük sonucuna değil, esnek hükümsüzlük sonucuna ulaşılması gerekir. Haksız sona erdirme beyanında bulunan taraf daha sonra bu sözleşme ilişkisini devam ettirme saikiyle beyanın muhatabını yani sözleşmenin karşı tarafını sözleşmeyi devam ettirmeye mecbur edebilir. Ancak, beyanın muhatabı yani haksız sona erdirmeye maruz kalan tarafın hukuk güvenliğini ihlal etmektedir.

3.3 Sözleşmeyi Sona Erdireceği Görüşü

Haksız fesih beyanı sonucunda, bu görüşü savunan taraflarca sözleşme ilişkisi ileriye etkili olarak sona ermektedir. Yani, tarafın haklı sebebe dayanmaksızın kullanmış olduğu fesih hakkı, muhataba ulaştığı andan itibaren haklı sebebe dayanılmaksızın kullanılmış olsa dahi sözleşme ilişkisini ileriye etkili olarak sona erdirir. Çünkü; haksız fesih beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte borçlunun sorumlu olduğu sonraki imkânsızlığın doğacağı savunulmaktadır. Muhatap, sözleşme ilişkisinin haksız olarak sona ermesi sebebiyle olumlu zararın tazminini isteyebilir. Ancak, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun vermiş olduğu bir kararda; fesih hakkının sözleşme özgürlüğü kapsamında olduğu, bu nedenle, sözleşmeyi sona erdirmeye yönelik yollardan biri olduğu bu itibarla, haksız olsa dahi tek taraflı bir irade beyanıyla kullanılabileceği, sözleşmeyi sona erdirebileceği ve haksız fesih muhatabının ise olumlu zararını isteye bileceği şeklinde bir karara varılmıştır. Lakin, tarafın tekel olduğu sözlemeler de feshin haksız olarak kullanılamayacağı da belirtilmiştir.

3.4 Haksız Feshe Maruz Kalan Tarafın Hakları

3.4.1 Sözleşmenin Sona Ereceği ve Olumlu Zararın Tazmini Talebi

Sürekli edimli sözleşmelerin, haksız fesih beyanı karşısındaki durumuna yukarıda değinilmiştir. Özellikle sözleşmenin sona ereceği görüşü uyarınca haksız fesih beyanıyla birlikte sözleşme sona ererse. Haksız feshe maruz kalan taraf, olumlu zararın tazminini isteyebilecektir. Olumlu zarar, alacaklının borcun ifasındaki çıkarın gerçekleşmemesi yüzünden uğradığı zararı ifade etmektedir. Haksız fesih beyanının geçerli olduğunu kabul eden görüş uyarınca, Sözleşmenin haksız olarak feshedilmesi üzerine, haksız feshe maruz olan taraf, kısaca feshin muhatabı fesih sebebiyle uğramış olduğu olumlu zararının tazminini isteyebilir. Aynı zamanda, haksız feshin sonuç doğurmayacağı kabul edilse dahi haksız fesih beyanının karşı tarafa ulaşmasıyla birlikte sözleşmeye bağlı edimin ifası imkansızlaşmışsa muhatap tarafından, aynen ifa talep edilemez. Sözleşme sona erer. Bu halde de olumlu zararın tazmini istenecektir.

3.4.2 Feshin Geçersizliğinin Tespiti ve Aynen İfa Talebi

Sözleşmenin sona ermediği görüşü de değerlendirildiğinde, haksız fesih beyanının hükümsüz olduğu, mevcut bir bozucu yenilik doğuran hakka dayanmadan kullanıldığı zaman hükümsüz olduğunu savunulmuştur. Bu görüş, hukukun temel ilkesi olan sözleşmeye bağlılık ilkesi ile de örtüşmektedir. Şöyle ki, feshin geçersiz olduğun kabulü ve sözleşmeden doğan edimin ifasının imkânsızlaşmadığı hallerde, haksız feshin muhatabı feshin geçersizliğini sözleşme ilişkisinin sona ermeyeceğine dayanmak suretiyle ani ve sürekli edimli sözleşme fark etmeksizin sözleşmenin aynen ifasını talep edebilir. Fakat, haksız fesih beyanına bağlı olarak sözleşmenin ifası imkansızlaşırsa, aynen ifa talep edilemeyecektir. Bu durumda sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesinden dolayı zararı bulunan muhatabın olumlu zararını talep etmekten başka bir olanağı bulunmamaktadır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

YARGITAY KARARI İNCELEMESİ

1. Olayın Sınırlarının Belirlenmesi

Somut uyuşmazlık, direnme kararı üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. Davacı vekili, müvekkilinin BTV logosu ile televizyon yayını yapan şirketin sahibi olduğunu, televizyon yayınlarının kablolu yayın olarak izleyicilere ulaşması amacıyla Türk Telekom Kablo TV dağıtım şebekesi üzerinden iletilecek radyo ve TV yayın sözleşmesi yaptığını, aynı zamanda yayınların kablolu TV yayın şebekesinden izleyicilerine ulaşması için TV Servisleri Band Paylaşımlı Transponder Kira Sözleşmesi yapıldığını, iki sözleşmenin de uygulanmaya başlandığını ancak, davalının, 20.12.2000 tarihinde davacıya kablolu TV kanalında yaşanan aksaklıkların 30 gün içinde düzeltilmesi için süre verdiğini ve akabinde ise 08.01.2001 tarihinde fesih bildirimini yasal adrese yapmaksızın sözleşmeyi fesih ettiğini, fesih bildirimi yasal adrese yapılmadığı için müvekkilinin haberi olmadığı, kedini koruyacak önlemler alamadığını ifade etmiş ve Haksız feshin iptalini isteyerek sözleşmenin uygulanmaya devam etmesini istemiştir.

Davalı vekili ise, tebligatın sözleşme de yer alan yasal adrese yapıldığını, aynı zamanda bu tebligatın ayrıca davacının faks numaralarına da gönderildiği, davacının kullanım bedellerini ödememesi sebebiyle tebligat çıkarıldığı ve hala ödenmemesi sebebiyle kullanımının durdurulduğu ve 08.01.2001 tarihinde yapılan fesih işleminin haklı olduğu ve hukuka uygun bir biçimde feshedildiği dolayısıyla davanın reddini talep etmiştir.

İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama neticesinde, sözleşmenin haksız feshedilmesi halinde ancak alacak isteminde bulunulabileceği, fesih iradesine ipotek konulacak şekilde iptal kararı verilemeyeceği gerekçesiyle davayı reddetmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi ise, mahkemenin haksız fesih üzerinde durması, feshin haksız olduğu ve muraza’nın önlenmesi huşunun dinlenebilir olduğu gerekçesiyle kararı bozmuştur.

2. Somut Uyuşmazlığın Tespiti

Somut uyuşmazlığın konusunu haksız fesih ve haksız feshin akıbeti yani geçerliliği oluşturmaktadır. Haksız feshin sözleşmeye etkileri ve haksız fesih muhatabının talep edileceği haklar üzerinde durulmalıdır.

3. Hukuki Kanaat

Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun önüne gelen uyuşmazlıkta haksız olarak sözleşmenin feshedilip, feshedilmeyeceği etraflıca tartışılmıştır. Azınlık görüşü sahipleri, feshin bozucu yenilik doğuran bir hak olduğunu, ancak, gelişi güzel kullanılamayacağını belirtmişler, haksız feshin sonuçlarını doğurmayacağını, her sözleşmede aynen ifa olması mümkün olmamakla birlikte aynen ifa mümkün olan sözleşmelerde aynen ifanın olması gerektiğini. Fakat, çoğunluk görüşünce bozucu yenilik doğuran haklardan olan feshin haksız da olsa sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirebilecek olduğu ve sözleşmenin tekel niteliği taşımaması, aynen ifanın sözleşmede ve kanun da düzenlenmediği sözleşmeyi haksız olarak sona erdiren tarafın, bu eyleminin sonucuna katılması gerektiği belirtilmiş. Özel dairece bozma kararı verilirken tekel hakkı ve haksız feshe ilişkin gerekçeli bir değerlenme yapılmadığından direnme kararı uygun bulunup özel daireye gönderilmiştir.

Somut uyuşmazlıkta, Band Paylaşımlı Transponder Kira Sözleşmesi feshedilmiştir. Fesih üzerine, feshin geçersiz olduğuna ilişkin dava açılmıştır. Taraflar kendi özgür iradeleriyle herhangi bir sözleşme oluşturabilirler. Sözleşme, bir hukuki işlem türüdür. Hukuki işlem, bir veya birden fazla kimsenin hukuki bir sonuç doğurmaya yönelmiş irade beyanlarıdır. Sözleşme, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanı ile oluşan hukuki işlemdir. Tarafların sözleşmeyle sonsuz süreyle bağlı olması kabul edilemez. Bu itibarla sözleşme özgürlüğüne değinilmesi gerekmektedir. Sözleşme özgürlüğü, tarafların karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarıyla bir sözleşme ilişkisi kurmayı ve sözleşme ilişkisinde emredici kanun hükümlerine, ahlaka ve adaba aykırı olmamak koşuluyla birtakım değişiklikler yapmasını da içermektedir. Sözleşme özgürlüğü, kendi bünyesi içinde aynı zamanda sözleşmeyle bağlı kalmama özgürlüğünü de içerir. Başka bir deyişle, sözleşme özgürlüğü sözleşmeyi sona erdirme hakkını da bünyesinde barındırmaktadır.

Kanaatimce, fesih hakkı sözleşme özgürlüğü çerçevesinde değerlendirildiğinde sözleşme özgürlüğü bünyesine dahil bir kavramdır. Tarafların bir sözleşme ilişkisine sürekli bağlı kalmaları düşünülemez. Ne var ki, tarafların sözleşme ilişkisini haksız şekilde sona erdirmesi kabul edilemez. Bu kavram karşımıza sürekli edimli sözleşmelerde haksız fesih, ani edimli sözleşmelerde ise haksız dönme olarak çıkar. Sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesinin sonuçları üzerine temelde iki görüş mevcuttur. Haksız fesih veya dönme beyanının hükümsüzlüğü yani sonuç doğurmayacağı yahut fesih beyanı haksız olsa dahi sözleşmeyi sona erdireceği buna bağlı olarak haksız feshin muhatabının olumlu zararını talep edebileceği şeklinde. Türk hukukunda ise doktrinde ve yargı kararlarında tam anlamıyla yeknesaklık bulunmasa dahi haksız fesih beyanının hükümsüzlüğü ve aynen ifaya yönelik bir tutum olduğu da görülmektedir. Kanaatimce, somut uyuşmazlık ve bu uyuşmazlık benzeri olaylarda haksız fesih beyanına sonuç bağlanıp olumlu zararın giderilmesi şeklinde bir karar verilmesi yerinde değildir. Çünkü, gerçekte mevcut olmayan bir bozucu yenilik doğuran bir hakka dayanarak hukuki sonuç elde edilmesi hem mümkün değildir. Başka bir deyişle, sözleşmeyi sona erdirme hakkı bulunmaksızın tek taraflı irade beyanıyla haksız olarak feshetmesi veya sözleşmeden dönmesi halinde sözleşmenin aynen ifası mümkünse yani sözleşme ilişkisini oluşturan edim imkansızlaşmamışsa, haksız sona erdirmenin muhatabı aynen ifayı talep edebilir. Ancak, haksız sona erdirme beyanı, sözleşme ilişkisini oluşturan edimi imkansızlaştırmışsa bu halde muhatap aynen ifa talep edemeyecektir. Başka bir deyişle, sözleşme sona erecektir. Bu durumda, muhatap sözleşmenin haksız olarak sona erdirilmesinden ötürü uğradığı zararın tazmin edilmesini isteyecektir. Kısaca, muhatap olumlu zararının tazminini isteyecektir. Yukarı da açıkladığımız üzere edimin ifasının imkânsızlaşmadığı durumlarda aynen ifanın istenebilmesi gerekir. Ancak, edim imkansızlaşmışsa bu halde olumlu zararın tazmini gerekmektedir.

KAYNAKÇA:

DEMİRSATAN, BARIŞ: Türk Borçlar Kanunu Çerçevesinde Sözleşmenin Haksız Olarak Sona Erdirilmesi, Onikilevha Yayın evi, 1. Baskı, İstanbul, 2019.

NOMER, HALUK NAMİ: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 19. Bası, Beta Yayın evi, İstanbul, 2023.

OĞUZMAN/ BARLAS: Medeni Hukuk, Vedat Kitapçılık, 23. Bası, İstanbul, 2017.

OĞUZMAN/ ÖZ: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.1 Vedat Kitapçılık, 14. Bası, 2018, İstanbul.

OĞUZMAN/ ÖZ: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C.2 Vedat Kitapçılık, 14. Bası, 2018, İstanbul.

EREN, FİKRET: Borçlar Hukuku Özel Hükümler, Yetkin Yayınlar, 8. Bası, 2020, Ankara.

ÖZMEN, ETHEM SABA: Geçerli Sebebe Dayanmaksızın Kullanılan Bozucu Yenilik Doğuran Hakkın Hukuki Sonuçları ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı Eleştirisi, İstanbul Barosu Dergisi, C.90 S.3, 2016, İstanbul.

Demirbaş, Harun, Yenilik Doğuran Haklar Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Özel Hukuk Anabilim Dalı, 2006

ÇEVRİMİÇİ KAYNAKLAR

https://www.mevzuat.gov.tr/

https://www.lexpera.com.tr/ictihat/Arama

https://www.corpus.com.tr/

https://dergipark.org.tr/tr/

https://tez.yok.gov.tr/UlusalTezMerkezi/

Bize Ulaşın

Bu konuda hukuki desteğe mi ihtiyacınız var?

Durumunuza özel değerlendirme için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

Bize Ulaşın
Bizi Arayın
E-posta Gönderin
Ofisimiz
Ahievran Mahallesi, Mehmet Ali Yapıcı Bulvarı, No: 16, Merkez / Kırşehir